Dört Resim Bir Ek

2013-07-11 00:53:00

  Yunus’un gözünde o ek’in ne anlam ifade ettiğini veya ne kadar anlamsız geldiğini görmüştüm. O bakış bana, dilin ne kadar mucizevî bir varlık olduğunu bir kez daha gösterdi. Öğrenilen değil, tamamen bir mucizevî bir varlık. Tüm kelime ve eklerin yerli yerinde kullanılması ve bu kullanım sırasında en ufak bir zorluk yaşamamak.  Şüphe götürmez bir mucizenin eseri. Ek buraya nasıl geldi ve neden geldi? Bu ek bu kelimeye ne yaptı da, bu şekilde kullanıldı? Bu sözler, Yunus’un bakışlarında gizliydi. Düşündüm, “Evet, Yunus’u böyle bir hale düşüren ek, beni neden böyle bir hale sokmuyordu? Dilimle barışıklığım mı, dilime olan alışkanlığım mı, yoksa dilime olan yabancılığım mı? Bir kelimenin peşine düşsem nereye gideceğini bulamayacağımı düşünerek en azından o ek’in peşine düşsem beni nereye götürür diye düşündüm. Miş’li geçmiş zamanda 2. tekil şahıs ekini ben resimlemek istesem nasıl resimlerim?” Önce kendime bir olay seçiyorum ve olayın başlangıcına gidip, resmini çekiyorum.  “Mehmet yarışı kazandı.” Fiile gelen eke bakıp yoluma devam ediyorum. Mehmet arkadaşı Ömer’i gördü ve şu sözü söyledi, “Ben yarışı kazandım.” Fiile gelen eke bakıyorum ve yolu yine devam ediyorum, çünkü hâlâ hedefim olan miş’li geçmiş zaman 2.tekil şahsa ulaşamadım. Ömer arkadaşı Ahmet’le karşılaşıyor ve şu sözü söylüyor “Mehmet yarışı kazanmış.”  Miş’e ulaşmış olmanın verdiği mutlulukla yoluma devam ediyorum, çünkü hâlâ istenile ekle karşılaşamadım. Ahmet, Mehmet’i görüyor ve özlenen beklenen ekle birlikte şu sözü söylü... Devamı